Cumartesi , Mart 21 2020
DM Haber / Ekonomi / Faizin Zararları

Faizin Zararları

Faiz, insanoğlunun ticaretle tanıştığı ilk yıllarından beri yasak olan ve büyük günah sayılan bir işlem.

Faiz, karşılığı olmayan değerdir. Hiç bir emek olmadan ele geçirilen haksız kazançtır. İnsanoğlunun huzur ve selametinden biri olan ekonomik refahın en büyük düşmanıdır.

Faiz, bitmeyen borç demektir. Bitmeyen borç ifadesi çok önemli bir ifadedir. Piyasada belli bir miktar para vardır. Bu miktar sabittir. Para basılsa bile bu sabitlik değişmez. Sabitlik demek dinamik olmayan demek. Yani para kendiliğinden oluşan bir madde değil. Ya da bizim uğraşmamızla meydana gelmez. Ve para üretilen bir şey de değildir bizim tarafımızdan. Onu birileri basar ve piyasaya sunarlar. Bitmeyen bir miktarda da asla basılamaz. Hal böyle olunca piyasadaki toplam para belli bir miktar olunca, işin içine faizin(olmayan para) kısmı girince piyasadaki toplam para, ödenecek faiz ile birlikte toplam ödemeyi asla karşılayamacaktır.

Yani piyasada bir trilyon lira var ama ödenecek toplam tutar bir trilyon artı bir lira ise o bir liralık faiz borcu asla ödenemez. Çünkü piyasadaki bütün parayı toplasak yine bir trilyon artı bir lira olmayacaktır. Peki bir lirayı ödemek için ne lazım? Yine faiz çarkının içine girmek lazım. Yani yine borç para alacaksın ve yine o borcun faizi olacak ve yine her halükarda piyasadaki toplam para, faizli toplam para borcunu karşılamayacak. Yani bitmeyen bir while döngüsü içine girmiş olacak program. Bu çark faiz sistemi olduğu sürece devam edip durur. Peki nereye kadar? Ta ki paranın babaları her şeyimizi kemirip bitirene kadar.

Faizin bitmeyen bir borç olduğunu anladıktan sonra; şimdi de gelelim faizin enflasyona yani elimizdeki paramızın alım gücüne etkisini anlayalım.

Bir üretici 100 milyon liralık bir yatırım yapacak ama bu parayı gidip faiz ile alıyor ve toplam maliyeti 110 milyon oluyor. Bu üretici 10 milyonluk zararını alttaki vatandaştan çıkartacak yani girdi maliyeti arttığı için çıktı maliyetini de otomatik olarak arttıracak. Yani alttaki vatandaşın hiçbir kabahati olmamasına rağmen faiz onu yavaş yavaş kemirecek. 10 liraya aldığı malı 12 liraya almak zorunda kalacak.

Peki mesele sadece bununla kalıyor mu? Elbetteki hayır! Faizli sistemde her türlü borcun mutlaka bir faiz ek girdisi vardır. Devlet faiz ile borç alacak ve o faizli kısmı vergilerle çıkartmak isteyecek ve vergileri arttıracak. (Vergi arttığı zaman ise ya üretim azalır ya da vergi kaçakçılığı baş gösterir.)

Üretici artan vergi yükünü ve faiz yükünü sırtına yükleyecek ve o da ya üretime devam edip bu yükü milletin sırtına bindirecek ya da üretimi sonlandıracak.(Üretimin sonlanması arz talep dengesini etkileyeceği için yine paramızın alım gücü düşecek.)

Vatandaş ise en altta biriken bütün yükleri farkında olmadan yüklenecek ve daha fazla çalışmak zorunda kalacak. Daha fazla çalışmak demek daha fazla yıpranmak demek. Ama yıpranmanın karşılığı vatandaşın cebine değil, faizci kapitalist sistemin kasasına gidecek. Daha fazla çalışan vatandaş ailesini ve kendisi bir çok şeyden mahrum edecek ve sonuç olarak ya sağlığını kaybedecek ya da ailesinin gözlerinin önünde kayıp gittiğini görecek.

Yani kısacası faizci kapitalist sistem devletten en alttaki vatandaşa kadar herkesi kemirecek ve en son bitirecek.

Faiz öyle bir mikrop ki; bir topluma girdiği anda o toplumu ekonomik olarak mahveder. Ekonomik olarak mahv olan bir toplum ksıa bir zaman sonra manevi olarak da mahv olur ve bundan sonra da kölelik yılları başlar.

Faizin ne kadar tehlikeli olduğunu ve ekonomiyi nasıl kemirdiğini Yüce Rabbimiz Bakara Suresini 276. Ayet-i Kerimede mealen şöyle açıklıyor : “Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.”

Dikkat edin bu kainatın sahibi faiz bulaşan ekonomiyi, kazancı tüketir. Yani faiz o ekonominin, kazancın Rabbimiz tarafından tüketilmesine sebep olur.

Ekonominin en önemli kuralından biri berekettir. Bereketi olmayan kazanç, ekonomi, mal yavaş yavaş tükenir ya da tesir gücü yani faydası azalır. Bereket kimin elindedir? Rabbimizin elindedir. Peki Rabbimiz faizli mal için ne buyuruyor? Tüketirim diyor. Yani bereketimi kaldırırım. Siz o kazançtan hiçbir şey anlamazsınız anlamı var burda.

Faiz madden nasıl ki bir bela ise gördüğünüz gibi mannen de büyük bir bela. Ve yine faiz ile iştigal olanları Rabbimiz kendisine ve Resul’üne s.a.v savaş açmış gibi kabul ediyor. Peki sormak istiyorum: Bu savaşın galibi kim olur? Mutlak surette kainatın yegane sahibi Cenab-ı Hak galip gelir.

Devletimizden milletimize kadar hepimiz bu faiz belasından kurtulmak için çalışmak zorundayız. Eğer mücadele etmezse; bu ekonominin siyah faresi bizi kemirip bitirecek. Ve böylece hem bu dünyada hem de ahirette rezil rüsvay olacağız.

DM HaberSamsun – İçerik Geliştirici Ekibi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.