Pazar , Mart 22 2020
DM Haber / Genel / İlmi İstemek ve Öğrenmek

İlmi İstemek ve Öğrenmek

İstemek ve Öğrenmek

Allah’a nisbet edilen subuti sıfatlardan biri olan İlim, sözlükte “bilmek” anlamına gelen (ilm) genellikle “bilgi” ve “bilim” karşılığında kullanılan bir kelimedir.(TDV İslam Ansiklopedisi)
İlimi zihnimizde canlandırdığımızda genellikle öğrenilen ve üzerinde mücadele edilen bir tanım olarak karşımıza çıkmaktadır. İlim öğrenmenin yaşı, zamanı ve belli bir süresi yoktur. İnsan her zaman, her yerde, her şekilde öğrenmeye muhtaçtır. Bu insanın fıtratından gelen kaçınılmaz bir gerçektir. Ruhumuzun bir yerine hapsedip, arka plana atılacak bir kelime kesinlikle değildir. Aksine yaşamımızın bir parçası içerisinde, yaşamın sürdürülmesi olan yemek ve su gibi bir ihtiyaçtır.

Nitekim Peygamber (s.a.v): “İlim öğrenmek her müslüman -erkek ve kadına- üzerine farzdır. İlmi, ehline öğretmeyen hınzırın boynuna cevher, inci ve altın takan kimse gibidir.”(İbn Mace) buyurmuşlardır. Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere ilmin farz olduğu ve önemli bir yere de sahip olduğunu görüyoruz. Müslüman bir insan için bütün bilgilerden önce farz olan bilgi; inanmak için, Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehadetten sonra namaz, farzlar ve şartları, alışveriş üzerine öğrenilmesi gereken bilgiler gibi almak ve bunları uygulamaya geçirmektir.
Akıl baliğ olmuş her bir insanın Allah’ı bilmesi, tanıması, eşi benzeri olmadığını, ibadetin ve kulluğun yalnızca Allah’a olduğunu idrak etmesi ve kabullenmesi gerekmektedir. Bugün ki bilgisizliğin, cahilliğin, yanlışların, gelenek ve göreneklere ait olmayan kuralların oluşması yeterince yada hiç veril(e)meyen yada alın(a)mayan ilimlerden ileri gelmektedir. Oturmayı kalkmayı, konuşmayı, davranışları, büyük-küçük bilmeyi öğretme eksikliği, üzülerek söylüyorum ki toplum da had safhadadır. Yıllar boyu medeniyetler kurmuş, insanlığa her alanda hizmet etmiş bir toplum da bunların olması üzüntü vericidir.

İmam Zernuci şöyle diyor: “Her ilmi elde etmek her müslüman üzerine farz değildir. Ama her müslüman üzerine ilmihal bilgisini elde etmek farzdır. Nitekim ilimlerin en üstünü ilmihal bilgisidir. Amellerin en üstünü de bulunduğu hali korumaktır.” Hangi durumda olursa olsun üzerinde gittiği ilimde ilerlemek, üzerinde çalışmak ve onu muhafaza etmek uygun olanıdır. Bir detayı da kaçırmamak ve atlamamak gereklidir. Bir insan ne kadar çok ilim sahibi olursa olsun, bildikleri içinde yaşantısı sırasında kendine en faydalı olanı alıp hayatına uygulaması gereken bilgileri almasıdır. Bu bilgiler en faziletli bilgilerdir. Gerisi kitap ve hafızalarda kalır. Peygamber (s.a.v)’in “Faydasız ilimden sana sığınırım” duası gibi.

Bütün bunlardan bahsederken ülkenin geleceği olan tüm çocuklar ve gençler faydalı ilimlere teşvik edilmelidir. Onlara öğrenmenin her zaman ihtiyaç olduğunu her fırsatta dile getirilmesi gerekmektedir. Öğrenmeden yada öğrenme dolayısı ile bunun yaşama tatbiki yapılmadan hiçbir şey ifade etmeyeceğinin farkında olunmalıdır. Tarih, Coğrafya, Matematik, Fen gibi dersler medeniyetimizde ki değerlere göre verilmeli ve o şekilde öğretimi yapılmalıdır. Bunun yanında sosyal olarak kendisini geliştirebileceği, yada kendisini tamamlayabileceği alanlara da yönlendirilmelidir. (Hat sanatı, kum sanatı vb. gibi)
Bütün bunlar yapılırken öğretmenler, öğreticiler, büyükler, anne ve babalar olarak onlara örnek olunmalıdır. Bugün insanlar evlerine giren birçok alet ve gereçlerle ömürlerini ve zamanlarını heba etmektedir. İşte burada ilgililer olarak televizyon, telefon gibi kıskaçlardan kurtulup çocuklarla, gençlerle ilgilenilmenin farkına varılmalıdır. Sıkıntıları, dertleri, istekleri dinlenmelidir. Ona göre onlar ile yol haritası çizilmelidir.

Evlerde, dükkanlarda yada seçilen bir yerde en azından toplu olarak(ailece veya arkadaş gurubu) günlük seçilecek konu ve kitaplara göre 10 yada 15 sayfa okumalar yapılmalıdır. Bunlar göz ardı edilmemelidir. Ufaktan başlayan bir öğrenme aşaması zamanla büyük şeylere dönüşecektir. Sabır ve azimle devam edilmelidir. Okumak bir zenginliktir. Böylelikle evler ve haneler bir ilim deryasına dönüşecektir. Çok önemli bir husus da yanlış ve İslam’dan uzak olan fikirlerden uzak durulmalıdır.
Her şeyi istiyor, yapıyor uyguluyorsak, bütün bunları yaparken de “Tevekkül” etme unutulmamalıdır. Allah’a güvenmeyi, Allah’a teslim olma zihinlerden çıkarılmamalıdır. Tevekkül çalışmaktan ve mücadele etmekten sonra gelir. Yani Allah’tan istemektir.

Muhammed b. Hasan; ilimle alakalı söyleminde “İlim öğren. Zira ilim, sahibi için bir ziynettir. Fazilet ve bütün övgülere alamettir. Her gün ilimden çok istifade et.” diye belirtmiş,
İmam-ı Azam Ebu Hanife ise; kendisine ilim öğrenme sorulduğunda, “Kedinin tevazuu gibi alçak gönüllü oldum. Kargalar gibi uykusuz sabahladım. Merkebin sabrettiği gibi sabrettim.” cevabını vermiştir.
Bu cümleleri iyice okuyup üzerinde tahlil (çözümleme) yapmak, anlamlarını genişleterek çıkarımlar yapmak çokça faydalar sağlayacak, zihinleri ve ufukları aydınlatıcı bir bilgi haline gelecektir.

Selman Güvenkaya

Buna da bir göz atınız!

Koronavirüs’den ölenlerin sayı 21’e vaka sayısı 947’ye yükseldi!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle son 24 saatte ölü sayısının 21’e, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.