Çarşamba , Ağustos 18 2021
DM Haber / Genel / Üniversite Yerleşme Puanının Düşürülmesi ile Ülkemize İltica etmiş İşçileri Nasıl Okumalıyız?

Üniversite Yerleşme Puanının Düşürülmesi ile Ülkemize İltica etmiş İşçileri Nasıl Okumalıyız?

İdeolog | Samsun DM Haber

Bugünlerde tartışma konusu olan üniversiteye yerleşme puanları düşürülerek dip noktaya geldi. Herkes üniversiteli olsun, bizim gençlerimizin Avrupalı gençlerden neyi eksik gibi genel geçer bahaneler sunuluyor. Normalde eğitim sistemi; insanlar en çok kaç sene okulda tutulur, herkes üniversite mezunu olsun gibi bir düşünce üzerine kurulamaz. Temel amaç ilkokula başlayan öğrencinin ilk günden son güne kadar kişilik, karakter, milli ve manevi değerler, terbiye, disiplin, topluma karşı saygı ve davranış biçimi vb. birçok konuda donanımlı hale gelmesidir. Aksi takdirde bireyler 16 yıl hatta 20 yıl fiziksel olarak okulda tutularak gelişmiş olmuyorlar.

Önemli olan gencin ne zaman topluma girmeye hazır olduğunu kararlaştırmaktır. Bir milleti millet yapan temel umdelerden biri de hayatın her alanında, yetişmiş kalifiye insanların olmasıdır. Bundan dolayı bir genç ortaokulu bitirdiğinde ya da liseyi ya da üniversiteyi bitirdiğinde topluma fayda sağlar. Toplumdaki meslek kolları ve ihtiyaçta aslında okulla senkronizedir. Mesleki olarak ne kadar okuması gerektiği netleştirilmelidir.

En kronik hastalığımız ise ara eleman ve hizmet sektörü için yetişmiş ustaların olmamasıdır. Hizmet sektöründe çalışmak için 16 yıl okumak genelde anlamsızdır. Çünkü usta-çırak, ara eleman vs. olduğundan okul genelde zaman kaybıdır. Örneğin tekstil, araba tamiri, berberlik ve bunlar gibi yüzlerce meslek çıraklıktan başlar ve ortaokuldan sonra hemen işe koyulmak gerekiyor. Aslında gençlerin ne yapabileceklerini kademe kademe çözecek bir mantalite ve sistem uygulanmalıdır.

Eğitim sisteminin durumu, üniversiteli işsizler ordusunu düşününce insanın aklına bugünkü yönetim anlayışının meseleleri irdeleme kabiliyetlerinin zayıf olduğunu gösteriyor. Hatta ekonomik bir takım verileri düzenlemek ve bundan politik kazanç elde etmek gibi bir niyetlerinin olduğu sezinleniyor. Şöyle ki, üniversitede okuyan öğrenci işsiz sayılmıyor, SGK’ya yük olmuyor, İŞKUR aracılığıyla okuldan sonra da saati çok ama çok düşük paralarla iş başı eğitimi adı altında da çoğu üniversiteli işsiz genç törpüleniyor. Hayata atılma yaşı da uzayınca hayat o genç için problem haline geliyor.

Bütün bunlardan sonra şuanda güya ucuz işçilik olduğu için özellikle Suriyeli ve Afganistanlı gençlerin ülkemizde birçok hizmet sektöründe çalışması meselesine gelelim. Normalde ülkemiz bir cihan devletinin bakiyesi ve 1000 yıl İslam’a hizmet etmiş bir ülke olduğundan zaten Ortadoğu’daki zulümlerden kaçan Müslümanları koruyup kollamak inancının gereğidir. Özellikle aileleri, yaşlı, kadın ve çocukları koruması icap eder.

Hükümet, ülkemize gelen özellikle Suriyeli ve Afganları geri çevirmemiştir. Bu konudaki özverili tavrı çok olumlu olmuştur. FakatSuriye’deki stratejik dış politik hataları ve sonrasındaki kontrolsüz bir şekilde, denetlemeden herkesi ülkeye sokması hükümetin meseleleri iyi okuyamadığı ve yöntem konusunda ciddi problemler olduğunu gösteriyor. Sınırdan giren her bireyin sıkı bir şekilde denetlenmesi gerekirken ülkemize çok rahat bir şekilde ve kayıtsız yüzbinlerce insan gelmiştir.

Bu durumlarda maalesef ara ara üzücü hadiselere sebep oluyor. Ülke olarak tabiki İslam alemine sahip çıkmak zorundayız fakat bu işler baştan savma yapılmamalıdır. Afgan mültecilerin ABD’nin kararı ile ülkemize akın etmesi, elini kolunu sallaya sallaya sınırda yürümesi, kamyon kasalarında ülkenin muhtelif yerlerine özellikle gece toplu bırakılmaları ve kamyondan indikten sonra koşar adımlarla mahalle aralarında kaybolmaları, bazı taciz olaylarının olması, mültecilerin birbirini gasp etmesi ve öldürmesi gibi birçok olay sıralanabilir. En son Ankara Altındağ’daki bir gencimizin öldürülmesi gösteriyor ki gerek kaymakamlık gerek valilik gerek ise diğer yetkililer çok ciddi, disiplinli ve dikkatli bir şekilde ülkemize sığınan insanları disipline etmelidirler. Özellikle denetimsel olarak kimin nerden geldiği, ne olduğu hangi iş yerinde çalıştığı, nerede ikamet ettiği bilgi havuzu oluşturulmalıdır. Eğer kimin kim olduğu bilinirse ve yönetilirse bu işin altından kalkarız.

Gençlerimizin üniversitelere doldurulmaya çalışılması, ortaöğretimde çok başarısız olan öğrencilerin hala üniversiteye gitmesi için uğraşılması mesleksizlik ve ara eleman sıkıntısının tezahürüdür. Bu açığı Afgan gençler ve Suriyelilerle kapatılmaya çalışılması bir nevi kendi gencimizi mesleksiz bırakmaktır. Tabiki onlarda çalışsın ama kendi insanınızı iş beğenmiyorlar bahanesiyle mesleksiz ve zanaatsiz bırakamazsınız. Muhakkak orta yollu bir plan ve program yapılmalıdır. Toplu infiallere dönüşecek işler olmaması için ciddi denetim yapılmalıdır.

Ayrıca ülke olarak muhakkak gerek Suriye gerek Afganistan ve diğer İslam beldeleri yaşanabilir bir hale gelmesi, dünyanın dört bir yanına savrulmuş insanların memleketlerine geri dönmeleri içinçalışılmalıdır. Alan boşaltıp İslam beldelerini daha kolay lokma haline getirmeye çalışan Siyonistlerin planları bertaraf edilmelidir. Dünyanın hangi noktasında bir mazlum varsa sahip çıkacağız fakat aklıselim, ne yaptığımızı bilerek işler yürütülmelidir.

Unutmayalım ki bütün insanlığı kucaklayacak kadar sevgimiz, inancımız ve toprağımız var, fakat önemli olan ülkemizin kadim medeniyet anlayışını da göz önünde bulundurarak, özellikle günümüzde İslam beldelerinde tarumar edilmiş insanların doğduğu, büyüdüğü ve hayatını anlamlı kıldığı haneyi saadetini korumaktır.

Buna da bir göz atınız!

Kaybettiğimiz her diş birer organdır

”Kök ucunda apse olan bir diş, tedavi edilmemiş iltihaplı dişetleri, çürükten dolayı dişte oluşan boşluğa …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.